Yaklaşık bir sene evvel, yeni doğan güneşe karşı gözlerini ovuşturduğunda, kucağında edebiyatı buldu. Yıllarca üfürdüğü cümlelerin sallapati hezeyânlar olduğunu fark etmesi biraz geç olmuştu fakat, her geçliğin güçlüğü yenebilecek bir tarafı olduğuna kanaât getirerek, eskiye hafif tonda bir çizgi çekmeye karar verdi. Ancak, üzerine çizgi çektiği düşünüşlerinden de hiçbir zaman vazgeçmedi.
Asrın göçebe kaldırımlarını arşınlarken, hayata kendi düzleminde biçtiği ölçü biriminin, maverada sadece bir damla hâcminde olduğunu farketti.
Düşüncelerinin zirvesine yerleştirdiği Kudüs Filistin ve Çeçenistan’a maveralar kadar yürek dökse de, yine de, bir kalp nâkline daha ihtiyacı olduğunu hissetti. Krala çıplak diyen birisini her gördüğünde adrenalin seviyesi tavan yaptı.
Yirmi dokuz harfin üzerine bir harf daha koymak hâyâli her gece rüyasına girdi ve bir daha da gitmedi.
Kâinattaki hücreleri yenilemenin, öncelikle pörsümüş cümleleri yenilemekten geçtiğini düşünüyor. Kendisini mavera gölgesine sığınmış bir çocuk olarak görüyor ve diyor ki: ‘’Bir çocuk ancak duruşu kadar büyüyebilir.’’
Dünyada yaşananlardan ötürü sancısı katmerlenen bu söz medeniyeti ferdinin çalışmaları; Otuzuncu Harf, Ay Vakti ve Belinay dergilerinde yayınlandı.
E-posta yollamak için tıklayın
Sitedeki Yazıları
|