Ana SayfaAna Sayfa
Untitled Document
En son dün sabah dışarı çıktık. Eski yıkılmış markette bize birkaç hafta daha yetecek kadar malzeme var. Burası tren istasyonunun altındaki sığınak. İstasyon bombalandıktan sonra çıkış yolları kapanmıştı, kendi imkânlarımızla yeni bir yol açtık. Aramıza son katılan arkadaş, mahallenin alt tarafında yıkık bir binanın sığınağında birkaç kişinin daha saklandığını söyledi. Bu akşam çıkıp onları da buraya almalıyız. Diğer mahallelerde başka kimseler var mı bilmiyoruz. Operasyondan beri tam iki hafta geçti. Kamplara giden insanların aksine şehirde kalıp savaşmaya karar veren yüzlerce gençten sadece 7 kişi sağ kaldık. Tren istasyonunun her ihtimale karşı yapılmış bu sağlam sığınağı bizi korudu. Buradaki üçüncü haftamız. Aramıza daha önce bahsettiğim sığınaktan gelenler katıldı. Bir baba ve küçük kızı… Aynı evde fakülteden arkadaşım Muhammed’i yaralı ve yarı baygın halde bulduk. Mahallenin en az hasar gören bu evine birkaç gün önce gece vakti yaralı olarak gelmiş. Yarasını sarıp, ellerinde kalan yiyeceklerden yedirmişler. Birkaç gündür kesintisiz uykusundan sonra dün gözlerini açtı.
Bir Gencin Savaş Notları

En son dün sabah dışarı çıktık. Eski yıkılmış markette bize birkaç hafta daha yetecek kadar malzeme var. Burası tren istasyonunun altındaki sığınak. İstasyon bombalandıktan sonra çıkış yolları kapanmıştı, kendi imkânlarımızla yeni bir yol açtık. Aramıza son katılan arkadaş, mahallenin alt tarafında yıkık bir binanın sığınağında birkaç kişinin daha saklandığını söyledi. Bu akşam çıkıp onları da buraya almalıyız. Diğer mahallelerde başka kimseler var mı bilmiyoruz. Operasyondan beri tam iki hafta geçti. Kamplara giden insanların aksine şehirde kalıp savaşmaya karar veren yüzlerce gençten sadece 7 kişi sağ kaldık. Tren istasyonunun her ihtimale karşı yapılmış bu sağlam sığınağı bizi korudu.

İki gün boyunca çatıştık. Kara birlikleri bulunduğumuz mahalleye giremeyince, hava saldırısı başladı. Saatlerce süren bombardıman sokaklarımızı ve caddelerimizi cehenneme çevirdi. Etraf parça parça cesetlerle dolu. Kandan bir yağmur vardı sanki. Feryatlara karışan tekbirler vardı o akşam.

Neredeyse yıkılmamış bir ev dahi yok. Marketteki erzakların hepsini buraya taşıyamadık. Çünkü dışarıda dolaşmak hala çok tehlikeli. Askerler hala kenti terk etmiş değil. Üstelik saat başı geçen helikopterler, hareketlerimizi kısıtlıyor.

Arkadaşlarımız bombalarla can verdi. Yaralılar sokaklarda ölüme terk edildi. Hayalet bir şehirde yaşıyoruz. Kan kokan bir şehirde yaşıyoruz.

***

Buradaki üçüncü haftamız. Aramıza daha önce bahsettiğim sığınaktan gelenler katıldı. Bir baba ve küçük kızı… Aynı evde fakülteden arkadaşım Muhammed’i yaralı ve yarı baygın halde bulduk. Mahallenin en az hasar gören bu evine birkaç gün önce gece vakti yaralı olarak gelmiş. Yarasını sarıp, ellerinde kalan yiyeceklerden yedirmişler. Birkaç gündür kesintisiz uykusundan sonra dün gözlerini açtı.

Operasyonun olduğu akşam Şahinler adını verdiğimiz yirmi beş kişilik gurubun içinde çatışmaya katılmış. Bombardıman olduğu gece etrafı gözetlemek için kale olarak kullandıkları Kütüphane binasından çıkıp aynı sokağın sonundaki koruluğa doğru çıktığında Kütüphane vurulmuş. Şahinlerden tek sağ kalan Muhammed. Birkaç gün yıkıntıların içinde saklanmış. Yiyecek aramaya çıktığı sırada gezen birlikler tarafından fark edilip ateş açılmış. Kaçarken bir kurşun sol bacağına isabet etmiş. Sonrasında kendini iki kişinin hala sağ kalabildiği o eve atmış. Gerisi malum.

Onun aramızda olması planlarımıza hız kattı. Uzun zamandır, geceleri gizli çıkışı kullanarak düşman askerlerinin cephaneliğini tespit etmeye çalışıyorduk. Son tespitlerimize göre bulunduğumuz yerin doğusunda bulunan tepenin yakınlarında bir yerde. Tepenin buraya uzaklığı yaklaşık dört kilometre. Orayı havaya uçurmalıyız. Çünkü düşman o silahlarla birkaç haftaya kadar kardeşlerimizin savunduğu diğer şehre girmeyi planlıyor. O cephaneliği yok etmek tüm gidişatı değiştirebilir. Radyodan aldığımız bilgiye göre orada çatışma henüz başlamamış. Planımız işe yararsa düşman geri çekilmek zorunda kalacaktır. O halde biraz daha yaşamalıyız, o halde biraz daha yaşamalı…

***

Hazırlıklarımız tamam. Bu gece yola çıkıyoruz. Cephanelik gece boyunca kapı nöbetçilerinin dışında iki kişilik gezer ekip tarafından her saat kontrol ediliyor. Planımız, iki kişi olarak cephaneliğe kontrol ekibi kılığında yaklaşmak. İşler yolunda gitmezse, girişe en yakın yerde mevzilenen gurup harekete geçecek.

Aslında tam olarak neler olacağını bilmemiz mümkün değil. Henüz bu geceden sonra yaşamayı ve geriye dönme ihtimalini bile düşünmedik. Sadece hayal ettiğimiz bir şey var: Cephaneliğin gürültüyle dağılması, gökyüzüne dağılan toz dumanı ve ateşin sıcaklığı…

Birazdan çıkacağız. Bu burada son gecemiz olabilir. Son olarak kendi çabalarımla yaptığım arkadaşımın, can dostumun mezarını ziyaret ediyorum. Enes, bombaların tepemize yağdığı akşam bizim birlikteydi. Yakınına düşen hain bir bomba onu fena halde yaralamıştı. Onu sığınağa taşırken sol omzumdan vuruldum. Felaket bir akşamdı.

Enes kollarımda can verdi. O şehit oldu. Gözyaşlarımız onu yaşatmaya yetmedi. Sonunda kan kaybetmekten kendimden geçmişim. Uyandığımda ilk işim ona bir mezar yapmaktı. Şimdi onun mezarının başındayım: Geliyorum dostum, yanına geliyorum!

Ve çıkmadan önce tren istasyonun duvarına, hala sağlam olan diğer elime aldığım Enes’in hediyesi olan çakıyla, şunları kazıyorum:

Saflar tarumar oldu her surda bir gedik

Biz hep buradaydık ölümüne bekledik…

Okunma Sayısı : 827

   
Yazarın Önceki Makaleleri
» Terörist Serçeler, Masum Kargalar
» İçimdeki Issızlık
» Lütfen Rahatsız Etmeyin!
» Elektrikler Kesilince...
» Avare!
» İstanbul’un Gözleri Mavi
» Sensizliği Yitirdim
» Çalıntı Umutlar
» Kapanış Konuşması
» İyice Eskimeden Ölmeli
» Kefen Reklamı
» Kitap ve Ben
» Şehir Karanlık Kusuyor
» Kara Basamak
» Hübürürüp
» Milli Takım Sponsoru Halk Ekmek Sunar
» Emanet
» Saygısız İnfaz
Yorum Ekleme
Adınız E-Posta
Şehir Ülke
Yorum

Büşra Kara&İkbal Armağan

istanbul
Konu etkileyici ama duygular daha vurgulu olabilirdi.özellikle sonu sıradan bitmiş ve okuyucuya o anki duygularınızı hissettirememişsiniz...

mustafa

Merhaba Güzel bir hikaye olmuş begenerek takip ettim...

nurcan kıraç
türkiye
istanbul
duygularınıza çok güzel ifade etmişsiniz tebrik ederim.Allah başarılarınızın devamını getirmenizi nasip etsin.Rahmana emanet olunuz

atakan
tr
ist
Güzel olmuş. Biraz daha yer,zaman,mekan ve insandan bahsetmeliydin. Yine de güzel tebrikler

Rasit Ismail
Ingiltere
Nottingham
Gayet ibretlik bir hikaye. Tekvini sartlar onemli. Insan ilim ve teknik konusunda cagin sartlarini bilmezse bisey yapamaz. Bir sehri korumak icin yuzlerce genc kalirsa bugunku dunyada bu hic birsey ifade etmez. Hava bombardimani artik nokta hedef tayininden, akilli bomba ve bilmem kactane top sahasi alanda canli karinca brakmayacak bombalara, misket bombalarina, siginak delen bombalara ve cesitli fuzelere ve helikopterlere kadar muthistir. Mekanize birlikler onun gibi. Meseal ABD, Irak savasinda herbiri binlerce zirhli oaractan olusan mekanize birliklerle yaptigi yarma harekati ile seri hareket edince herkes Irak'lilar savasmadi dedi. Halbuki 8-10 bin araclik bir mekanize konvoy en iyi silah ve bilgisayar donanimlari ile ustunuze gelirken ve tam hava destegi, tankbuster ucaklari ve helikopterlerle destekli ise, bu 10 bin kapasiteli zirhli arac konvoyu sizin 100 bin belki daha fazla askerinizi yarar gecer. Bu hikayecikler bunlari bilmeyenlere cok guzel bir ibret. Boyle bir gucle karsilasinca Musa AS hicret etmistir, Resulullah SAS hicret etmistir, sehirleri evleri ellerinden alinanlar hicret edip Etopya kralina da siginmislar daha once, akli basinda kim varsa hicret etmistir. Musa AS halkini alip collerde kacmis, Allah Teala gece kacin takib edileceksiniz demis ve en sonunda yakalaninca Allah otekileri bogmustur. Allah Teala Kuranda onlara kacmayin demiyor, gece kacin, saklanarak kacin diyor, anlayana! Yoksa biz sehirde kalip savuncaz anlayisinda olup guc dengesine bakmasalar Allah Teala yardim etmekten vazgecebilirdi. Allah gucune kuvvetine bakmadan dayilik yapanlari sevmez. Oyle gel cihad edelim yok. Olsa once bu azam peygamberler sehirlerini korurlardi. Aklini kullanmayan cezalandirilir. Sozum burada sehis olanlara degil, Allah kendilerine rahmet eylesin.
 
Ahmet Taşgetiren
Ali Ramazan Dinç
Emine Şenlikoğlu
Hayrettin Karaman
Hekimoğlu İsmail
Latif Erdoğan
M. Fethullah Gülen
Mahmud Es’ad Coşan
Mehmet Kırkıncı
Mustafa Sungur
Mustafa İslamoğlu
Nazan Bekiroğlu
Osman Nuri Topbaş
Said Özdemir
Sezai Karakoç
Vehbi Vakkasoğlu
Ümit Meriç
Şule Yüksel Şenler

 
Afyoni
Bayram Kusursuz
Birol Topuz
Ceyhun Emre Teoman
Cüneyt Eren
H. İsmail Gazi
M. Sacit Arvasi
Musa Hûb
Ramazan Kerpeten

 
Abbas Erdoğan
Abdulkadir Öğdüm
Abdullah Doğan
Abdullah Kibritçi
Ahmet Albayrak
Ahmet Alp Altay
Ahmet Mersan
Ahmet Solmaz
Ali Keçe
Alper Selçuk
Altuğ Öztürk
Arif Onur Solak
Arzu Cihangir
Aykut Kaya
Ayşe Bağca
Ayşe Koçer
Ayşe Zorlu
Ayşegül Genç
Bay Hiç
Bedri Katipoğlu
Berk Eker
Berna Pak
Bilal Ani
Bilal Atış
Bilal Can
Burak Cem
Bülent Yıldırım
Cahid Sinan Belhi
Can Yılmaz
Cemile Gözde
Cevat Benar
Cihat Albayrak
Cihat Furkan Güler
Danyal Nacarlı
Derman Dertli
Derman Durak
Doğan Polat
Efe Kırmızı
Elif Güvey
Emine Batar
Emine Yavuz
Enes Beşer
Eray Korkmaz
Eren Alp Sıdkızade
Esma Bilben
Eylül Aydan
F.Mehmet Tiyanşan
Fatih Dağlar
Fatih Mehmet Mirza
Fatma Yüksel
Fâtıma Zehra Merinos
Feride Özge Çaylak
Feyza Çubuk
Feyza Yılmaz
Fikriye Turan
Filiz Konca
Fuat Türker
Gül-i Zâr
Göksun Taşpınarlıoğlu Düzcü
Hakan İlhan Kurt
Handan Everest
Hasan Parlak
Hatice Su
Hilal Küçük Özdamar
Hilal Mersan
Hurşit Nasiri
Kadim Dolunay
Kalender Yıldız
Kemal Baş
Kübra Doğan
Lâl-i Rehgüzâr
Lâle Yârâ
Levent Çakıroğlu
Leyla Karaca
M. Ebuzer Gülter
M. Lübeyne Bal
M.Sait Konar
Mahmud Celal Özmen
Meftun–ı Gül
Mehdi Akan
Mehmet Akif Yazılıtaş
Mehmet Kızılay
Mehmet Yaşar Genç
Mehmet Şar
Melek Ulusoy
Muhammed Esiroğlu
Muhammed Meriç
Murat İlktur
Musa Karakaya
Mustafa Kurt
Mustafa Nazif
Oğuzhan Gencer
Osman Girgin
Rabia Çağlayan
Raziye Betül Çetin
Reyhan Güner
Rıfat Araz
Sami Rencber
Sare Nokta
Sarper Sağlam
Seda Atmaca
Sefa Toprak
Seher Ortaöner
Selami Ay
Selim Doğan
Selma Sezen
Sezer Çalışkanoğ
Sümeyra Aktaş
Sümeyra Demir
Tûbâ Hacılarlı
Uğur Akdin
Veysel Türk
Yağmur Muhacir
Yakup Emrah
İbrahim Akın
Yelda Adley
İkbâl Betül Armağan
İnci Okumuş
İrfan Yeral
Yusuf Eralp
Yüksel Acar
Zeynep Çayır
Zeynep Çoşkun
Zeynep Şimşek
Ziya Paşa Akyürek
Züleyha Çay
Zümre Altan
Ömer Ekinci Micingirt
Ömer Faruk Erdem
Ömer Şahinli
Özge Çaylak
Öznur Altıntaş
Şahan Coker
Şerif Aydın

 
Abbas Akpolat
Arzu Durmuş
Aysun Yollardagezer
Ayşegül Tûlû
Cemal Kaya
Eda Aktaş
Elif İşyar
Eyyup Yaşar
Fatma Altuner
Ferhat Bayraktar
Gül Nisa
Harun Ata
Hasan Meydan
Hülya Yücel Ergün
Kevser Banu
Melek Koçak
Meryem Seval Ağarı
Murat Ebruli
Mustafa Akıncı
Mustafa Nur Sezer
Müberra Aktürk
Pinhan
Sami Yaylalı
Selman Maltaş
Sinay Avşar
Talip Sevilay
Tûba Bozkurt
Yağmur İlgün
Yaşar Karayiğit
Ümit Demir
Yusuf Tımarlı
Yusuf Şahin
Zafer Şık
Şevket Çağrı
Şüheda İslâm

Site İçi Arama
Yakinlarimiz
Ahmet Taşgetiren

Firaset net

Altınoluk

Hayrattin Karaman

Hekimoğlu İsmail

M.Fethullah Gülen

M.Es'ad Çoşan

Mustafa İslamoğlu

Gönül Dünyamız

Vehbi Vakkasoğlu

Herkül

Sorularla İslamiyet

Yeni Ümit

Yenidünya Dergisi

Kurtuba Dergisi

Feta Medeniyeti

Değirmen Dergisi

Darulfünun

Filbahar Dergisi

 
Son YorumlarLa Tahzen!!!
güzel günümüz durumuna ve gençliyin ne kadar aceleci ve umursamazlıyıda var ama en azından ya nasip ... (adem)

La Tahzen!!!
Çok beyendim cok güzel bir yazı olmuş ruhuna saglık diyorum ve nedense günümüzdek tek sorun mutsuzlu... (iclal)

Gitmek
Ellerine ve yüregine saglık. Çok manidar bir yazı.Başarılar... ()

Bir Parça Demokrasi Lütfen
İkbal kardeşim yüreğine sağlık..Bu yazıyla yanızca şiirde değil düz yazıda da yetenekli olduğunu isp... (Reyhan Güner)

Şihab
Bilmiyorum “Şihab!”ı kaçıncı haykırışımda yitip gitti sesim benden. “... (İkbalArmağan)

Hakkımızda | İletişim | Körpe Kalem Olmak
2006 (c) KörpeKalemler.com | Her hakkı mahfuzdur.