Ey göz!
Sıyrıl şuh ve serseri zihnimin karanlık koridorlarından...
Haydi, niyetlen ve pınarlarından abdestini al...
Şimdi seyrana dal da gönlümü!
Sadece sana var müsaadem,
Sıyrıl ve gör kalbimdeki yaramı!
Salıverdin kapatmayacak yarasını iki ucu keskin kılıncını da..
Bana gölge oldu.. kanımla sığındım sana
Batmıyorsa kayığım.. yıkılmıyorsa direğim ve serenim.. kaptan-ı deryam
Gönlümün kasırgavari mevcinde tufan mısın, Nuh musun
Sergerdan?
Yalımında ateşin var savurduğun? hissiyatın üstüne turrasını vurduğun..
Paslı gönül, ufunetli kalb, perişan letaif..
Senin kılıncının zevkinden her daim avunduğum.
Ne şerefli bir el ki ihsan üstüne ihsanda bulunuyor..
Düsturla mı girdin gönlüme.. nedendir bu cerbezeler oluyor?
Her döndürüşünde kılıncını yüreğimin derununda..
Her damar parça parça parçalansa
Ve tüm kanım ruhumun libasına dolsa..
Bir katresini ziyan etmem..
Sererim yine de yollarına..
Yeis mi dersin derundaki? korkaklık mı, intizar mı..
Yoktur billah, teslimim kılıncının emrine!
Bakıp durma elindeki yüreğe..
Yoksa sen de mi hayransın marifetine?
Dur! Bekle de gör marifet nedir?
Kılıncının kabzasındaki el benimdir!
Lale Yârâ
Okunma Sayısı : 184
|