İnsan!
Uyan!
Bu bir savaştır. Şimdilik bitmez -tükenmez cehddir. Hücümâtın (mânen) en büyüğü şimdiye kadar Türkiye’de yaşandı. Türkiye’deki küfür(ler) kan kaybetmekte(ler). Mazlum Arz-ı Rûm üzerinden asra-millete-devlete, topyekün insanlığa sulhu getirmek üzre....
Gel gör ki dünya çapında o büyük hücümât henüz gerçekleşmedi. Başlangıc emâreleri görülmekte. Anadolu erleri bu hücümata siyâsen, fikren, ilmen, hâlen, kâlen hazırlanmalılar. Cihan sathında çetin taarruzun(savunmanın) haberi yayılıyor bazı dîlllerin esrâr-engîz sözlerin(d)e.
Hazırlansınlar büyük doğumun bânileri.... Sevinç nârâları atılırken zinhar hâriçte(n) hazırlanan ve tezgâhlanan saldırıyı unutmasınlar.
Allah (c.c) Türkiye’ye ahirzaman’ın belkide en büyük vazifesini yüklemiş. Bilinmez... Allah’u âlem. Farz edelim ki öyle... Bunda elbette hikmetli esrâr saklanmakta. Hz. Muhammed’in (s.a.v) ‘varlıkları’ İstanbul’da saklanmakta. Emanet! Emânetlerin emânet edildiği eller elbette birgün Emânet sahibini bulacaklar. Bunu ister ferdân ferdâ hesapla. İstersen merdân merdâ.....
Medine ve Mekke Hazreti Muhammed’i (s.a.v) varlıklarıyla 63 sene yaşadılar (paylaştılar). İstabul ise Yavuz Sultan Selim’in Mısır Fethinden sonra kutsal emânetleri bağrında yaşatmak için şereflenmiş mukaddes şehirdir. Hesap! Kaç asırdır İstanbul Hz.Muhammed (s.a.v) müjdesiyle yaşa(tıl)mıştır(?).
Fatih sultan ol peygamber-i Azîmüşşân-ı ve’l Kibriyâ’nın müjdesine mazhar iken Yavuz Selim Sultan’da bundan geri kal(a)mayacaktır... Bunu ister Peygamber Azîmüşşân bil fiil dile getirmiş olsun, olmasın. Bilemiyorum. Yavuz Sultan Selim’in durumu her ne olursa olsun Allah Rasûlu (s.a.v) Yavuz’umuzu bağırlarına basmıştır. İnancım bu. Hadi sende orada bana kâfir nazarıyla bakan! Asan! Satan! Sana değildir sözlerim.. iz….
‘Eğer bilselerdi... Eğer görselerdi... Eğer duysalardı dillerini keser, gönülleri yakar idiler!’ diye nidâlanıyor arz ve sema nefes... Off Halil İbrahim kâbem nerdesin? Sensizlik câna tak der. Saatlerdeki ‘tik-tak’ lar da ne ki?
Iraklığım nicelerini yanıltmasın! Bakma bana sen! Kâhinlik değildir alçalmış zihniyetim! Kendi kendime söylenirim ben! Sen kulak asmışsın sözlerime. Ben neylerim ki ?! Mihrâbını kaybetmiş bir melâmî kopyasıyım kendi kendimce!
Hâşâ, göğe asılan hak yolun Melâmî makamında değilim. Tasavvuftaki en büyük makam-ı ilâhî melâmiliktir. Üstad hazretleri melâmiliğin ahirzamândaki en büyük makamını zabetmekte. Îman hakîkatlerini küfrün en azgınına gösterme kâbileyetini hem kitâben hemde kendisinden sonra gelecek olanla hitaben gösteren ve milyonlarla bu sözleri tasdîk ve takdîr eden yenidünya’nın önder inşaa(cı)sıdır O!
Mehdi gelmiş olsa bile O’ndan (r.a) azîm stratejik dersler aldı -alıyor ! O küfrü belinden kıran sıfat, kelâm ve hayat tarzı kendisinden sonra gelecek olanlara ahirzamanlığın ezellenmiş strateji Nûr’udur ! Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz’in Nuru’nu azametlice taşıyan Seyyidüzzaman’ımızdı(r). O’ndan sonra gelen seyyidimiz ve şerifimiz...
Bir bilseler içimde kaynayan volkanların haddini bana yine elemimden dolayı hak verirlerdi. Elemsiz insan mı var? Acısız gönül yoktur arzda ve semâvâtta. Her insanoğlu insanın bir acısı vardır, en azından. Yüzbinlerin-trilyonların farklı farklı acılarını bir anda yüklenen Hz.Muhammed sallallahu aleyhissalâtu vesselâm’ın acısı en kutsalı olan(ı)dır. Rabb’im (c.c) biz insanları O kutsal Ruh’a yakîn eylesin. İlki-sonu yok bu işin! Her ne vakitte olursa olsun bizi son nefeslerimizden bir an önce dâhi olsada o kutsanmış ruhlar(dan) eylesin, Hudâ-i Rahmânurrahîmimiz.... Oooff! Yanıyorum alev alev ! Yetiş imdâde ey doossssttt! Yetîş! Ey Ali! Yetiş! El-emân! Yandım el-ân… el-ân!
Bahar mı gelmiş! Kış mı geçmiş?! Bir bilselerdi vatan hasretinin verdiği ızdırabı! Dua ederlerdi! Varlıklarına mağlub olsalarda ruhlarına ah birde mağlup olmasalardı! Dua dua yağsalardı! Kapılarını acizâne sözlerime kapatmışları ah birde îlâhî çilesizliklerinden( çilesizliklerimden) dolayı çılgına çevirseydim. Muhatabımı kaybettim desemde beni kendisine has muhatab kabul etmiş dostadır sözlerim... O bilir beni!
Yaş geçti elden! Kimine aklar düştü. Kimine kârlar. Kiminin saçları çıktı yerlerinden. Kiminin ak(ıl)ları çıkarttırıldı yer(ler)inden. Kimisi ‘Aile’ dedi. Kimisi ‘makam-mansıb’ dedi. Kimisi ‘haklılılık’ dedi. Kimisi haksızlık... Kimisi bilmem ne! Kimisi servet! Kimisi bilmem ne himmet! Ooff ey hikmet! Ey hükümet! Düşme nolursun! Düşürüleceksen dahi Allah’a (c.c) senden daha yakîni düşürsün seni yere... Ama şimdilik düşme ne olursun!
Şeytan takılır dilime! Söyleyemem söylediklerimle söyleyeceklerimi! Kesilirim gökselli nidâdan! Yanar her tarafım alev alev! Ağlarım (kalbim) bazen! Hemde ne ağlama! Çıldırırım! Yıkılırım! İstemem dost dediğimi bile! Rabbim ile başbaşa(yım)… Gibiyim! Bilemem! Ne ben nede sen karar verebilirsin! Rabbimizdir karar veren! İkrâr eden! Susarım!
Ruhuna bağlandığım büyüğüm nice zamandır susmakta. Ben konuşmuşum ne yazar ki? Dîvâneyim! Fâruk sultandır hitâbım! Hasreti sorsunlar yaralı yüreğime! Sorsunlar pâre pâre liğmelenmiş ruhuma! Hasretle öyle çarpıldım ki elektrikler halt etmişler voltlarıyla!
Herşeye rağmen fikrimi alenen söylerim. Anadolu yeniden doğuşun hem siyâsen, hem ictimâen, hem cemaaten ve hemde cemiyyeten arefesini yaşıyor. Belki doğdu. Firavnun sarayında büyümeyi bekliyor! Gidip geri dönen Hz.Musa aleyhisellâmı unutmasınlar! Mekke’ye Fetih için geri dönen Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) nurunuda unutmadılar, unutmasınlar. Geri dönüş yeniden doğumun yenice doğmuş habercisidir… Büyük ruhların avdetleri kâfir ruhlar için çetin olur! Geriye dönüş azametlidir! Heybetli! Celâletlidir ! Küfrün yerinden söküldüğü zamandır o! Ne Lât! Ne Uzza kalır ortalıkta. Menat da ne?!
Ahirzamanda Hz. İsa’nın, Hz. Musa’nın hemde son peygamber Hz.Muhammed’in (s.a.v) ruhları yeniden zuhur edecek. Bu ruhlar birbirlerinin aynasıdırlar. Hz. Muhammed ikisinin kıtalara, sıralara, kitaplara, hak ruhlara bölünmüş Cemmidir.
Hurûc hareketi-zuhur alâmeti cihân sathında bir taarruzun habercisidir… Azınlıkta olan küfür, dünya gücünü tanzimleyecek bu müjdelenmiş ceyşin karşısına çıkmaya hazırlanır. Sinsidir pilan ve projesi. Uzun vaadeye yatırılmıştır stratejisi.
Cihan sathında Hakk’a (c.c) uyanışın yeni yeni emâreleri çıkıyor-beliriyor. İçte kaybeden küfür hariçte âcilen uluslar arası alarma asılacaktı… Tut bilmem nereye kadar karalama kampayaları (olacak belkide) (Allah(c.c) muhafaza buyursun). Hudâ (c.c) Hak ki bu savaşı sadece mazlum ve adaletli olan, insanlığa saygı-şefkat-merhamet gösterenlerin zaferi olacak! O zamandır Mihdi rûhûn… Ve o zaman yeryüzüne yeniden inişin…
Unut gitsin söylediklerimi… Zırvalarım kendimce! Hayal! Meyâl!
Hedefimdir küfrü(mü)n izmihlâli… Hudâ-î Zülcelâl’imin (c.c) rızâsını isterim. Başkalarından bana ne ki? Ben sadece O’nu (c.c) isterim.
Vesselâm…
At baştan sona. Sondan başa at istersen. Kalem bir defa tutmadı mı tutmaz. Günler, haftalar, aylar yazmaz ise yazmaz(lar). Sen birsin, biriciksin. Sen semâ Şemslerin azîmisin. Sen der tarîkin sultanısın. Ooff sen!
Ya ben?! Zelilim. Çaresiz dilenirim. Çırpınırım. Anadolu! Nerdesin !? Senden uzak yerde nasıl bıraktın, beni? Yandım! 3 sene daha hesap kestim ayrılığıma. Yakma beni canından öte ey Anadolu’m. Ayrılığımız yolun gerisinde kalır. Hasretliğimden dolayı cana tak dedimse beni affet Anadolu’m.
Uzun zaman oldu… Ya Ürdün’de ya da... Kapın aç dilenmeye geleceğim yine. Aç ki sana dilenebileyim. Ah Anadolu’m. Neler geldi başına. Ooff dertli Anadolu’m. Asırlara ne olmuş?! Devirlerin işgâlinden hâlen yüzde yüz kurtulamadın… Ah cânım Anadolu’m. Ne harpler yaşadı delik deşik yaralanmış bağrın. Ne gadrlere rağmen Kadir Mevlâm sana açtırmış/açtıracak ahirzaman maratonunu. Bu her duruşundan belli oluyor.
Buna tahammül edemeyenlerdir son kiyâmetlerini koparanlar. Müminlerin kiyâmet günü belli/belirsizdir. Ya kâfir kalplerin? Kâfir kalpler insanlığa acıyı revâ gören insanlık zannedilmişliğin şeytanlanmış yığınlarıdırlar! Bunlardan Huda (c.c) insanlığı muhafaza buyursun. Batı’da zayıflayan zülmü suçlayan insanlık, Doğu’da hırçın ve haklı geçinenlerin çevirdikleri dolapları da unutmasınlar.
Maalesef ne Afgan, ne Suud nede Pers İslam’ın özünü asla ve kat’a şumûllüce katsa(y)mıyorlar. İslam’ın özüne zarar vermeden geniş manada tefekkür eden ilim adamları var. Bunların en büyüğü milyonlarca gönüller tarafından mâlum. O’na geçici ayrılık(inziva) düşsede Fetih ihsan edilsin inşaallah.
Afgan’da bile hür düşünceli evrensel Muhammedî âlimler var! Bunlar Allah’tan (c.c) hakkıyla korkanlardır. Gericiliği reddeden ve bağnazlığı terk eden Allah’ın (c.c) âlimleri... Ârif-i Mutlak’a en yakin olanlardır bu azim ruhlar.
Çoğunun henüz sesleri çıkmadan (zulümden dolayı) O’nun sesi dağıldı-dağılıyor dünyâ yaylasına. Yerine göre ses çıkarılmalı! Yersiz ses yurtsuz fikre benzer. Sürgünde de olsa hürriyetin yegâne sescisi oldu/oluyor. Hamd Allah’a (c.c) mahsus olsun…. Allah (c.c) bağnaz-gaddar anlayışlılardan mazlum insanlığı korusun. Hangi ırktan-dinden olurlarsa olsunlar…. Zalimler felah bulamazlar!
Anadolu dinsiz-dinli. Ateist, ateist… Romen, Kürt, Bulgar, Ermeni, Yahudi, Türk… Her kim olursa olsun sadece mazlumların yurdu olacaktır. Barış isteyen, farklı görüşlerde olsalar dahi insanlığa zarar vermeyi Allah’a (c.c) bir ihânetmiş (inanmayanlar için insanlığa-barışa ihanetmiş gibi) gibi algılayan insanoğlu insanlığın yurdudur, Anadolu.
İlim ile tütünen Anadolum… Nolursun beni vefâsızlardan eyleme.. Addetme… görme… Bilme… benide kendinle tütsüle…
Bana da dua gönder…
Savaşlar yıldırmasın hasretimi. Bir avuç toprağın olayım…
Sen uyanırsan İslam âlemide uyanır cebrî uykusundan!
Afyoni
Okunma Sayısı : 268
|