Ana SayfaAna Sayfa
Untitled Document
Kitap ‘İlk Söz’ ile bizi karşılıyor ve ilerleyen sayfalarda 5 ayrı öykü ile baş başa bırakıyor bizi. ‘İlk Söz’ünde Kaya, öykülerini doğuran fikri yapısını, coğrafyasını paylaşıyor bizimle ve birçok okur ve eleştirmenin de katıldığı üzere, en etkili kaleme alınmış satırları bu bölümde buluyoruz. Kadın – erkek eşit(siz)liğinin ‘olan ve olması gereken’ gibi artık (ve hala) kutuplaşmış yapısından bahsediyor film kareleri gibi her cümlesini gündelik hayatın en gerçek anlarından damıtarak. Sitemlerinde yerden göğe kadar haklı Nesrin Hanım, ‘Yüzyılımızda hala bu manzaralar devam etmekte… Kadın kimlik arayışını hala tüm gücüyle sürdürmekte…’ O kadar sahici karakterler, bize hiç de yabancı durmayan o kadar çok davranış sergiliyor ki bu paralellikte, kadının kimlik arayışının biteviye hala devam ettiğini kanıtlar nitelikte…
Metropolde Bir Kadının Sessiz Çığlığı

En İyi Erkek Giyotinde Can Versin
Nesrin Göçtürk Kaya
Yakamoz Yayınları / Sonsuz Kitap
Şubat 2009 / İstanbul
231 Sayfa

‘Sevgi bahçemin en güzel çiçeği, torunum Nazlıcan’a…’ diye, kitabını torununa ithaf ederek başlıyor Nesrin Hanım öykülerini okuruyla paylaşmaya.

Kitap ‘İlk Söz’ ile bizi karşılıyor ve ilerleyen sayfalarda 5 ayrı öykü ile baş başa bırakıyor bizi. ‘İlk Söz’ünde Kaya, öykülerini doğuran fikri yapısını, coğrafyasını paylaşıyor bizimle ve birçok okur ve eleştirmenin de katıldığı üzere, en etkili kaleme alınmış satırları bu bölümde buluyoruz. Kadın – erkek eşit(siz)liğinin ‘olan ve olması gereken’ gibi artık (ve hala) kutuplaşmış yapısından bahsediyor film kareleri gibi her cümlesini gündelik hayatın en gerçek anlarından damıtarak. Sitemlerinde yerden göğe kadar haklı Nesrin Hanım, ‘Yüzyılımızda hala bu manzaralar devam etmekte… Kadın kimlik arayışını hala tüm gücüyle sürdürmekte…’ O kadar sahici karakterler, bize hiç de yabancı durmayan o kadar çok davranış sergiliyor ki bu paralellikte, kadının kimlik arayışının biteviye hala devam ettiğini kanıtlar nitelikte…

 

Öyküler arasında kimi zaman dakikalarca kitabın bize sunduğu alternatif bir boyutta soluklanıp, kendimizi sorgulamamız, öz muhasebemizi yapmamız kaçınılmaz oluyor.

‘Dünyaya gelen her canlı yaşam hakkına sahiptir. Kimse bu yaşam hakkını, o canlının elinden keyfen alma hakkına sahip değildir! Bilinci oluşan her insan (erkek-kadın ayırmaksızın) kendi seçtiği yaşam biçimini yaşama hakkına sahiptir. Kimse; kaba kuvvetle, baskıyla veya öldürmekle bu gerçeği değiştiremez.’

Altının önemli çizilmesi gereken bir ifade zihnimde, ilk okuduğum günden bu yana yer etmekte. ‘Kimse, ...öldürmekle bu gerçeği değiştiremez!’ Burada, ‘öldürmekle’ sözcüğü oldukça güçlü bir ifadeye zemin hazırlamış ve yarın tamamen bilinçli bir seçiminin eseri olduğunu, bu gerçeğin ‘öldürmekle’ hakikaten değişmediğini öykülerinde ölümlerinin sonuçlarına şahit olduğumuz birçok kadın karakterin varlığı ile anlıyoruz.

Kitaba adını veren ‘En İyi Erkek Giyotinde Can Versin’ sunulan ilk öykü… İlk olarak Jean Christophe Grange’da, sonrasında, yakın zamanda Elif Şafak’ın Aşk adlı romanında gördüğüm kurgu ile oluşturulmuş bir öykü bu. Öykü, bir sebep, bir de sonuç olarak kategorize edebileceğimiz, öykü zamanının başının ve sonunun birer bölümler halinde ardı ardına dizilmesiyle oluşuyor.

‘Bil bakalım ben kimim?’
‘Ronahi… Benem aydınlığımsan!’

Kitabı okurken aldığım notlardan bazılarını yazıma dahil etmek istiyorum…

* Nevin karakteri N.G.K.! Yazarın sesini duyuyoruz Nevin’de. Onun aracılığıyla konuşuyor öyküsünde bizimle.

* Yazar, karakterlerin hemen hepsini itina ile tanıtıyor bize. Her birine apayrı bir önem veriyor, ciddiye alıyor. Temsil ettikleri değerleri yerinde vurguluyor, simgelerle zenginleştiriyor tanımlarını.

* Köy hayatını, çevresini, köyde insan yaşamını, ilişkilerini iyi biliyor, iyi anlatıyor.

* ‘… anaların gaderi gızarının çeyizidir, yazgısıdır… acıların gapısı yok ki gapatıp çekek de gidek…’

* ‘… kendi dilinde konuşuyor…’ Birçok kez aynı ifade kullanılıp, ‘kendi dilini’ deniyor. Yazar, dilin hangi dil olduğunu belirtmeliydi. Bu kullanım, sanki yazarın ‘o kendi dil’i küçümsediğini, dikkate almadığını ya da belirtmekten özellikle kaçındığını gösteriyor gibi duruyor.

* ‘Davacıyım Ya Rabbim’ adlı öyküsünden bir not:
‘Bacımın çocuk bedenini asılı buldular dilek ağacında… Sonunda asmıştı kendisini, kabul olmayan duaların sırıttığı dalların arasına… Dilek ağacından da davacıyım Ya Rabbi!’

Nesrin Hanım’ın öykülerinin en dikkat çeken yanı, oldukça sahici durmaları… Yani okur olarak sizi etkilemek için kurgulanan yaşantılar yahut duygusallığınızı değerlendirmelerinize katmanız için ağdalı ifadelere başvurmak yok. ‘Böylesi ancak filmlerde olur’ dedirtmeyen yaşantılar okuyorsunuz ve etkileniyorsunuz. Herhangi bir filmden etkilenmek gibi değil bu; bir çığlık tırmalıyor kulaklarınızı. Bir sorunun varlığı sizi ‘artık’ ciddi manada rahatsız ediyor.

Farkındalıklarınızın kadar farkındasınız?

Biz zamanın ne kadar geçtiğini takvimlerden öğrenirken, dünyanın hiç bilemediğimiz, tanımadığımız yerlerinde milyarlarca insan, zamanın bölünmüş en küçük anlarında geçmek bilmeyen dakikalarda, bizim hayal bile edemeyeceğimiz sorunlarla uğraşıyordur. Milyarlarca insanı mutlu eden milyarlarca güzel neden ve aynı sayıda insanı, öteki kutupta mutsuz eden aynı sayıda neden vardır ve biz bihaber nefes alıp veriyoruzdur. Milyonlarca insanın sesini, çığlığını duymadan, sağır kimliklerimizle metropollerde; yapayalnız! Gülmek ya da ağlamak için bizim de her gün taptaze bir nedenimiz bırakılmıştır kapımıza bir postacı tarafından. Kaderin bize sunacağına inanırız var oluş sürecimizi; benliğimizi. Mutlu etmek için hiçbir nedenimiz yoktur artır. Unutmuşuzdur; mutlu etmek için çabalamadığımız insanlar, bizi mutlu etmelerini bekleyebileceğimiz, mutluluk hayallerimizi adayabileceğimiz insanlardır. Gözyaşlarımızı kurutmanın en güzel yolu, etrafımızdaki gözyaşlarını fark etmemizden geçiyor.

Empati kurabilmekten!

Bir empati harikası olan bu kitap için yazarı kutluyorum ve zihinlerimiz bizlere oyunlarını oynamadan evvel kendisinin daha bir dizi kitap yazmasını diliyorum.


Yazar Hakkında:
Yaratılanı severim yaratandan ötürü.... 1978 yılından bu yana çeşitli dergi ve gazetelerde yazılarım yayınlandı. İ.Ü İletişim fakültesine başlayan oğlumla birlikte okudum. Oğlum diploma alırken bende Maltepe Olay Gazetesinde halkla ilişkilerde işe başladım. Köşe yazıları da yazdığım gazetemden evliliğim nedeniyle ayrıldım. Beş yıllık emeğim olan ilk romanım Metropolde bir kadının sessiz çığlığı 16/Ocak/2007 de yakamoz yayınları Sonsuz kitap tarafından piyasaya çıktı. İkinci romanım En iyi erkek giyotinde can versin yine Yakamoz yayınevi tarafından 30 ocak 2009 tarihinde piyasaya çıktı. 06 Şubat 2009 da Olay gazetesinin düzenlediği ödül gecesinde iz bırakanlar arasına girip ödül aldım. Edebiyata aşık birisi olarak okumaktan ve yazmaktan hiç vazgeçmedim. Öğrendiğim her bilgi, birikimlerime eklenmeye devam ediyor. Şu anda üçüncü romanımın hazırlıklarıyla ilgilenirken saygın bulduğum edebiyat siteleriyle de yazdıklarımı paylaşıyorum.
Sevgiyle:)) N.G.Kaya

Okunma Sayısı : 152

   
Yazarın Önceki Makaleleri
» Yürüyorum!
» 15 Saniye: Saadert
» Edebiyatta İletişim Eksikliği
» Aidiyetlerimiz: Kimliklerimiz
» John Berger!
» Biraz Yalnızlık, Biraz Can Sıkıntısı Ya Rab!
» Nedir Edebiyat?
» Muhalefet!
» Bu Bir Önsözdür!
» Çocukça!
» Savaş Tanrısı…
» Nişanlıya Mektuplar
» En Uzak Mesafe: Yalnızlık
» Khaled Hosseini – Bin Muhteşem Güneş
» S e s s i z l i k
Yorum Ekleme
Adınız E-Posta
Şehir Ülke
Yorum
Henüz eklenmiş bir yorum bulumamadı!
 
Ahmet Taşgetiren
Ali Ramazan Dinç
Emine Şenlikoğlu
Hayrettin Karaman
Hekimoğlu İsmail
Latif Erdoğan
M. Fethullah Gülen
Mahmud Es’ad Coşan
Mehmet Kırkıncı
Mustafa Sungur
Mustafa İslamoğlu
Nazan Bekiroğlu
Osman Nuri Topbaş
Said Özdemir
Sezai Karakoç
Vehbi Vakkasoğlu
Ümit Meriç
Şule Yüksel Şenler

 
Afyoni
Bayram Kusursuz
Birol Topuz
Ceyhun Emre Teoman
Cüneyt Eren
H. İsmail Gazi
M. Sacit Arvasi
Musa Hûb
Ramazan Kerpeten

 
Abbas Erdoğan
Abdulkadir Öğdüm
Abdullah Doğan
Abdullah Kibritçi
Ahmet Albayrak
Ahmet Alp Altay
Ahmet Mersan
Ahmet Solmaz
Ali Keçe
Alper Selçuk
Altuğ Öztürk
Arif Onur Solak
Arzu Cihangir
Aykut Kaya
Ayşe Bağca
Ayşe Koçer
Ayşe Zorlu
Ayşegül Genç
Bay Hiç
Bedri Katipoğlu
Berk Eker
Berna Pak
Bilal Ani
Bilal Atış
Bilal Can
Burak Cem
Bülent Yıldırım
Cahid Sinan Belhi
Can Yılmaz
Cemile Gözde
Cevat Benar
Cihat Albayrak
Cihat Furkan Güler
Danyal Nacarlı
Derman Dertli
Derman Durak
Doğan Polat
Efe Kırmızı
Elif Güvey
Emine Batar
Emine Yavuz
Enes Beşer
Eray Korkmaz
Eren Alp Sıdkızade
Esma Bilben
Eylül Aydan
F.Mehmet Tiyanşan
Fatih Dağlar
Fatih Mehmet Mirza
Fatma Yüksel
Fâtıma Zehra Merinos
Feride Özge Çaylak
Feyza Çubuk
Feyza Yılmaz
Fikriye Turan
Filiz Konca
Fuat Türker
Gül-i Zâr
Göksun Taşpınarlıoğlu Düzcü
Hakan İlhan Kurt
Handan Everest
Hasan Parlak
Hatice Su
Hilal Küçük Özdamar
Hilal Mersan
Hurşit Nasiri
Kadim Dolunay
Kalender Yıldız
Kemal Baş
Kübra Doğan
Lâl-i Rehgüzâr
Lâle Yârâ
Levent Çakıroğlu
Leyla Karaca
M. Ebuzer Gülter
M. Lübeyne Bal
M.Sait Konar
Mahmud Celal Özmen
Meftun–ı Gül
Mehdi Akan
Mehmet Akif Yazılıtaş
Mehmet Kızılay
Mehmet Yaşar Genç
Mehmet Şar
Melek Ulusoy
Muhammed Esiroğlu
Muhammed Meriç
Murat İlktur
Musa Karakaya
Mustafa Kurt
Mustafa Nazif
Oğuzhan Gencer
Osman Girgin
Rabia Çağlayan
Raziye Betül Çetin
Reyhan Güner
Rıfat Araz
Sami Rencber
Sare Nokta
Sarper Sağlam
Seda Atmaca
Sefa Toprak
Seher Ortaöner
Selami Ay
Selim Doğan
Selma Sezen
Sezer Çalışkanoğ
Sümeyra Aktaş
Sümeyra Demir
Tûbâ Hacılarlı
Uğur Akdin
Veysel Türk
Yağmur Muhacir
Yakup Emrah
İbrahim Akın
Yelda Adley
İkbâl Betül Armağan
İnci Okumuş
İrfan Yeral
Yusuf Eralp
Yüksel Acar
Zeynep Çayır
Zeynep Çoşkun
Zeynep Şimşek
Ziya Paşa Akyürek
Züleyha Çay
Zümre Altan
Ömer Ekinci Micingirt
Ömer Faruk Erdem
Ömer Şahinli
Özge Çaylak
Öznur Altıntaş
Şahan Coker
Şerif Aydın

 
Abbas Akpolat
Arzu Durmuş
Aysun Yollardagezer
Ayşegül Tûlû
Cemal Kaya
Eda Aktaş
Elif İşyar
Eyyup Yaşar
Fatma Altuner
Ferhat Bayraktar
Gül Nisa
Harun Ata
Hasan Meydan
Hülya Yücel Ergün
Kevser Banu
Melek Koçak
Meryem Seval Ağarı
Murat Ebruli
Mustafa Akıncı
Mustafa Nur Sezer
Müberra Aktürk
Pinhan
Sami Yaylalı
Selman Maltaş
Sinay Avşar
Talip Sevilay
Tûba Bozkurt
Yağmur İlgün
Yaşar Karayiğit
Ümit Demir
Yusuf Tımarlı
Yusuf Şahin
Zafer Şık
Şevket Çağrı
Şüheda İslâm

Site İçi Arama
Yakinlarimiz
Ahmet Taşgetiren

Firaset net

Altınoluk

Hayrattin Karaman

Hekimoğlu İsmail

M.Fethullah Gülen

M.Es'ad Çoşan

Mustafa İslamoğlu

Gönül Dünyamız

Vehbi Vakkasoğlu

Herkül

Sorularla İslamiyet

Yeni Ümit

Yenidünya Dergisi

Kurtuba Dergisi

Feta Medeniyeti

Değirmen Dergisi

Darulfünun

Filbahar Dergisi

 
Son YorumlarLa Tahzen!!!
güzel günümüz durumuna ve gençliyin ne kadar aceleci ve umursamazlıyıda var ama en azından ya nasip ... (adem)

La Tahzen!!!
Çok beyendim cok güzel bir yazı olmuş ruhuna saglık diyorum ve nedense günümüzdek tek sorun mutsuzlu... (iclal)

Gitmek
Ellerine ve yüregine saglık. Çok manidar bir yazı.Başarılar... ()

Bir Parça Demokrasi Lütfen
İkbal kardeşim yüreğine sağlık..Bu yazıyla yanızca şiirde değil düz yazıda da yetenekli olduğunu isp... (Reyhan Güner)

Şihab
Bilmiyorum “Şihab!”ı kaçıncı haykırışımda yitip gitti sesim benden. “... (İkbalArmağan)

Hakkımızda | İletişim | Körpe Kalem Olmak
2006 (c) KörpeKalemler.com | Her hakkı mahfuzdur.