87. Sayı
VAHAYFA! BENİ HESAPTAN DÜŞÜN

Biz … kim’ iz Vahayfa?
Kimin bu elleri üstüne sürülen suretler?
Kavramlarda alamet-i kıyamet!
Üç günlük dünya zamanın kaç harfine denk gelir o diyarda?
Hiç’(miy)iz vahayfa!
Yaratılmışların en yücesi şanında Arafat’a inmişiz.. kovulduğumuz kapıdan lutfeylenmişiz. peki şimdi neden yerle biriz?
Kimselerin yüzüne bakılmıyor Vahayfa. Yüreklerce kir akmış göbek bağlarından neslimize. bebeklerimiz ağlarken ‘anne’ diye, peki ya anneler neden ağlıyor bebeklere ? İçin için ağlamalardan gelirken , dışımca tebessümler yüzümüzü iki etmiyor mu..? birileri hiçbir şey biliyorken, hiç kimseler çok şey sırlıyor Vahayfa!
Duymadıklarını dinle, susacaklarını fısılda.
Bugün bir tek kendimi alıp çıktım sokağa.
düşünmekten korktuğumu bildirmedim içime. Yürüdüm ki yürümek düşünmektir birazda… biraz da ağladım utanmadan, istanbul yabancım değil bilirsin.
- ‘unuturmuşum’ …
elimdeki selpakla silerken sözlerimin nemini, yanımdan aheste geçen bir amca, bir gençlik fırtınası sandı belli ki gözlerimdeki elemi.
neden Vahayfa, cenazesi olan hanelerin sakinlerine haktır en çok gözyaşı? Uluorta ağlamaklıdır onlar , herkes bilir ‘’ölen var!’’ ve ölülere ağlanmalıdır bir tek çıldırarak!
Evet hakkım! İçimde cenazem var!
Günlerden cuma ertesi…
adımlarım sıklaştı, düne yetişmeliyim.. sala’da arşa açılan avuçlar boş yumulmazmış ya hani, bir an olsun , ben’i dilenmeli..
Gözlerini sıkı sarsınlar şimdi, görürsem tanırım! yağmurca tadına rahmet bulanan sağanakları taşısın melekler gözlerimden.. göğünden aşağı yıkanmalısın . guslün yarım ağız kalmasın!
Sen bana nesin ki, ölümünü isteyip dirilişine duacınım.. şimdi hangimiz hangimizin katili, gömüldüğün her yanım ölü toprağım.
Sahi, ben ölürsem içim(n)e mi gömersin?
Biz bu denli kördüğümken nasılda birbirimize çözülmüşüz. Ben şimdi çıldırıyorum duyuyor musun, ya da sen iyi misin işitmiyorum?
Korktum. ölümü beklerken bir ölümce beklenmekten!
İncire ve zeytine andolsun ki, kendimizin sahibini yine kendimiz bilirken, sözlerimiz kadar cesur değiliz hiçbirimiz! Kıyametimizden bihaberliğimiz kadar müneccim, yüreklerdeki nefeslerimizi duyana a’sem kesilecek kadar işiten, bilmediğimize susmayacak kadar dilliyiz! Biz ne çok şeyiz Vahayfa! kendi gıybetimizi etmeyecek kadar hak bilen, kendimizi sevmeyecek kadar benciliz! Beş para etmez yanlarımıza biçemezken paha, en kıymetlimizi göz kararı satmalardayız..
Biz bu hayattan çok sıkıldık vahayfa! yol üstünde kaç cehennem var bir soluklanmalık?
Yangın…
har…
yakıtı iliklerimiz olan dev alevler huzmesi ..
çok sıcak be Vahayfa, içime bir deniz üfler misin?
Şimdi telleri külden saçlarımızı kırbaçlamasın rüzgar, beynimizi okuyacaklar!
Kentlerce mahşer provası…gözlerimiz cilbapsız alalade ortalarda.. farkında dahi değiliz farkına varamadıklarımızın! Ne utanmaz’ız! Aşk adıyla başlıyorsa her küfür mübah dilimize. nasıl oluyor Vahayfa, helalken yar’e, sevdaya haram kılınışımız?
Beni hesaptan düşün!
Düşün benden nasıl olsa tutarım elinizden.. ne çok özledim Salacak’ta o küçük kızın ardıma ‘anne’ diye serzenişlerini bir bilsen. kör bir şarapnel patlattı kulaklarımı , duyamıyorum! Ağzını kıpırdatanlar ne biliyor Vahayfa? yetim geldiler yamacıma , yetinmediler. Yine de okşadım başlarını, zaten ne çok bekledim anneleri olmayı.
peki ya neden Vahayfa, benim neden aynalarda sevdiğim kadar sevilmiyor İstanbul’da saçlarım?
‘Biz kimin ah’ına müstehakız’ deme vahayfa, imtihandayız! Canımızı yakmalıydılar çünkü hak’tı cehennem. solumda ki yazılacılara bildir, not düşülmesin deftere , nasuh-u aşk tövbelerimiz var bizim! Pişmanız. azmi cezmü kasteyledik! Kalmadı kararımız , tesellisiziz! Kesildi vahyin ardı, son mektubun mühürlü ağzı…
eyne ey yolcu eyne!
Bir düşün … bedeli var veresiye her nefesin bir düşün! Biz, biz’in neresindeyiz ki göremiyoruz aslımızı? Pervane böcekleriyiz oysa ışık da fani. Faniliği bilmeyene karanlık baki.. bir düşün, ölüm gününe yakınlığımızdan değil , biz, doğum günümüze uzaklığımızdan ihtiyarız!
yine mübtelayım biline ! ve lakin LA aşka! Bir yar adına candan geçmek şirk koşmaktır canan’a! Ki aşk, aklı inkardan sorguda.
Geri sayın… ve beni düşün hesaptan!
İşin en kolayı ölmek’ti.
zora koştum ömrü…
yaşa(ya)mıyorum.
(beni hesaptan düşün!ben bir kez öldüm!)
Züleyha ÇAY

Tarih : 2012-12-02 17:54:00 | Okunma : 708 | Züleyha Çay




Adınız
E-Mail
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

Körpe Kalemler'de Bu Ay


Yazı Bağlantısı :